
09 Şub Şok Sinema Sırları: Eleştirmenler Neden Korkunç Filmleri Sever?
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Sinema eleştirmenlerinin dünyasına perde arkasından bir bakış atacak, mesleklerinin zorluklarını ve motivasyonlarını anlayacaksınız.
- Kötü filmlerin eleştirmenler üzerindeki psikolojik etkilerini ve bu filmlerden nasıl keyif alabildiklerini keşfedeceksiniz.
- “Suçlu zevkler” kavramını sinema bağlamında değerlendirecek ve neden bazı filmlerin kötü olmasına rağmen bağımlılık yarattığını anlayacaksınız.
- Kendi film izleme alışkanlıklarınızı sorgulayacak ve eleştirel düşünme becerilerinizi geliştireceksiniz.
Sinema Eleştirmenlerinin Karanlık Sırları: Neden Kötü Filmleri İzliyorlar?
Sinema eleştirmenleri… Perde önünde parıltılı galalar, kırmızı halılar ve derinlikli analizlerle dolu bir yaşam sürdükleri düşünülen, ancak perde arkasında bambaşka bir gerçeklikle yüzleşen kişiler. Her hafta onlarca film izleyip, kimi zaman övgüler yağdırıp kimi zaman da yerin dibine sokan bu gizemli figürlerin motivasyonları nelerdir? Özellikle, neden bile bile kötü filmleri izlemeye katlanıyorlar? Bu soruların cevabını ararken, sinema eleştirisinin karmaşık ve çoğu zaman anlaşılmaz labirentlerinde dolaşmaya hazır olun.
Eleştirmen Olmak: Sanıldığından Çok Daha Fazlası
Eleştirmenlik, yalnızca film izlemek ve görüş bildirmekten çok daha fazlasını gerektiren bir meslektir. Her türden filme açık olmak, farklı bakış açılarını anlamaya çalışmak, kültürel ve sosyolojik bağlamı göz önünde bulundurmak ve en önemlisi, kişisel zevkleri bir kenara bırakarak objektif bir değerlendirme yapmak, bu işin olmazsa olmazlarıdır. Ancak, objektiflik bile bazen yetersiz kalır. Çünkü bazı filmler o kadar kötüdür ki, izlerken kendinizi sorgulamaya başlarsınız: “Ben ne yaptım da bunu hak ettim?” İşte tam da bu noktada, sinema eleştirmenlerinin gizli dünyasına bir kapı aralamak elzem hale gelir.
Neden mi? Çünkü onların kötü filmlere olan ilgisi, aslında sinemaya olan derin tutkularının ve mesleki sorumluluklarının bir yansımasıdır. Onlar, yalnızca iyi filmleri değil, kötü filmleri de izleyerek sinemanın ne olmadığını, neleri yapmaması gerektiğini de öğrenirler. Bir nevi, deneme yanılma yoluyla sinemanın sınırlarını zorlarlar ve sektörün gelişimine katkıda bulunurlar. Bu süreçte, ‘Sanatın Yeni Sahnesi: Yayıncılıkta Dijital Devrim’ başlıklı makalede de değinildiği gibi, eleştirmenlerin rolü dijitalleşen dünyada daha da önem kazanmıştır.
Kötü Filmlerin Cazibesi: Bir Eleştirmenin İtirafları
Bir sinema eleştirmeni düşünün. Haftanın beş günü, sabahın köründe kalkıp, karanlık sinema salonlarında, birbirinden farklı filmleri izlemek zorunda. Romantik komedilerden bilim kurguya, dramlardan aksiyona kadar her türden filme maruz kalıyor. Bazen gözleri kan çanağına dönüyor, bazen de sıkıntıdan patlayacak gibi oluyor. Ama yine de, pes etmiyor. Çünkü o, bir sinema eleştirmeni. Ve görevi, izlediği filmleri objektif bir şekilde değerlendirmek ve okuyucularına doğru bir rehber olmak.
Ancak, her eleştirmenin içinde bir de küçük şeytan yatar. O şeytan, bazen usulca fısıldar: “Hadi, bugün de kötü bir film izle. Hem eğlenirsin, hem de yazacak malzeme çıkar.” İşte bu fısıltıya kulak veren eleştirmenler, bazen kendilerini tuhaf bir döngünün içinde bulurlar. Kötü filmlerin çekiciliği, ironik bir şekilde, onların ne kadar kötü olduklarında yatar. Çünkü bu filmler, eleştirmenlere sadece bir eleştiri fırsatı sunmakla kalmaz, aynı zamanda absürtlüğün, beceriksizliğin ve kötü oyunculuğun sınırlarını da gösterir. Bu durum, ‘Kişisel Tuvali Yarat: Kumaş Boyama Sanatıyla Gardırobunu Canlandır’ makalesinde olduğu gibi, yaratıcılığın sınırlarını zorlamakla benzerlik gösterir.
Suçlu Zevkler ve Kötü Filmlerin Psikolojisi
“Suçlu zevkler” kavramı, aslında hepimizin aşina olduğu bir durumdur. Bazı yiyecekleri, müzikleri, dizileri veya filmleri beğenmekten utanırız. Çünkü bunlar, genellikle “kalitesiz” veya “basit” olarak kabul edilirler. Ancak, bu türden şeylere duyduğumuz ilgi, aslında psikolojik ihtiyaçlarımızla yakından ilişkilidir. Kötü filmler de bu kategoriye dahil edilebilir. Onları izlemek, bize günlük hayatın stresinden uzaklaşma, rahatlama ve eğlenme fırsatı sunar.
Kötü bir film izlerken, beklentilerimiz zaten düşüktür. Bu nedenle, filmde olan biten saçmalıklara gülmek, karakterlerin aptallıklarına hayret etmek ve genel olarak filmin ne kadar kötü olduğuna dair yorumlar yapmak, bize bir tür katarsis yaşatır. Bu durum, ‘Güzellik Endüstrisinin Karanlık Sırları: Kusursuzluk İllüzyonu’ makalesinde bahsedilen, mükemmeliyetçilik baskısından kurtulmakla da ilişkilendirilebilir. Ayrıca, kötü filmler, eleştirmenlere yazacak çok şey verir. Çünkü bu filmlerdeki hataları, mantıksızlıkları ve absürt durumları tespit etmek, eğlenceli bir zihinsel egzersizdir.
Kötü Filmlerin Türleri: Klişeler, Bütçe Sorunları ve Yönetmen Fiyaskoları
Kötü filmler dünyası, oldukça geniş ve çeşitlidir. Klişelerle dolu senaryolar, düşük bütçeli prodüksiyonlar, beceriksiz yönetmenler, yeteneksiz oyuncular ve mantık hatalarıyla dolu diyaloglar, bu filmlerin ortak özellikleridir. Ancak, her kötü film aynı değildir. Bazıları o kadar kötü ki, izlerken gülmekten kendinizi alamazsınız. Bazıları ise o kadar sıkıcıdır ki, filmi bitirmek için kendinizi zorlarsınız. Bazıları ise o kadar rahatsız edicidir ki, izledikten sonra uzun süre etkisinden kurtulamazsınız.
Klişe Bombardımanı: Bu tür filmler, daha önce yüzlerce kez izlediğimiz senaryoları, karakterleri ve diyalogları tekrar tekrar kullanır. Özgünlükten uzak, tahmin edilebilir ve sıkıcıdırlar.
Bütçe Faciası: Düşük bütçeli filmler, genellikle görsel efektler, prodüksiyon tasarımı ve oyunculuk kalitesi açısından yetersizdir. Ancak, bazen bu tür filmler, yaratıcı çözümlerle ve samimi bir ruhla izleyicinin kalbini kazanabilir.
Yönetmen Kabusu: Beceriksiz yönetmenler, iyi bir senaryoyu bile berbat edebilirler. Kötü kamera açıları, anlamsız kurgular ve oyuncu yönetimindeki başarısızlıklar, filmi izlenemez hale getirebilir.
Oyunculuk Felaketi: Yeteneksiz oyuncular, karakterleri inandırıcı bir şekilde canlandıramazlar. Mimikleri, ses tonlamaları ve vücut dilleri, yapay ve abartılıdır.
Eleştirmenler Kötü Filmlerden Nasıl Keyif Alır?
Bu noktaya kadar, sinema eleştirmenlerinin neden kötü filmleri izlediğini ve bu filmlerin ne kadar çeşitli olabileceğini ele aldık. Ancak, asıl soru şu: Eleştirmenler, bu kadar kötü filmlerden nasıl keyif alabilirler? Cevap, aslında oldukça basit: Onlar, kötü filmleri izlerken farklı bir bakış açısına sahiptirler. Onlar, sadece filmin ne kadar kötü olduğuna odaklanmak yerine, filmin neden kötü olduğuna, hangi hataların yapıldığına ve bu hatalardan neler öğrenilebileceğine odaklanırlar.
Eleştirmenler, kötü filmleri bir tür vaka çalışması olarak görürler. Onlar, bu filmlerden sinema sanatının ne olmadığını, neleri yapmaması gerektiğini öğrenirler. Bu süreçte, mizah duygularını kullanarak, filmin absürtlüğüne, mantıksızlığına ve beceriksizliğine gülerler. Bu durum, ‘Masaj Yağları: Kas Ağrılarını Hafifleten Doğal Reçeteler’ makalesinde bahsedilen, rahatlama yöntemlerinden birine benzetilebilir. Ayrıca, kötü filmler, eleştirmenlere meslektaşlarıyla ve okuyucularıyla paylaşabilecekleri ilginç ve komik anekdotlar sunar.
Film ve Dizi İncelemeleri ile ilgili diğer içerikler ›
Kötü Filmlerin Sanatına Saygı Duymak Mümkün mü?
Kötü filmlere olan ilgiyi anlamak, bazen onların sanatına saygı duymayı da gerektirebilir. Bu, ironik bir durum gibi görünse de, bazı kötü filmlerin, istemeden de olsa, benzersiz bir estetik değeri vardır. Örneğin, “The Room” gibi filmler, o kadar kötü ve o kadar samimiyetsizdir ki, izleyicinin üzerinde tuhaf bir etki bırakır. Bu filmler, sinema tarihinin en kült yapımlarından biri haline gelmiştir.
Kötü filmler, bazen sinema sanatının sınırlarını zorlar. Onlar, nelerin yapılamayacağını, hangi hataların kaçınılmaz olduğunu ve ne türden senaryoların asla hayata geçirilmemesi gerektiğini gösterirler. Bu açıdan bakıldığında, kötü filmler, sinema endüstrisi için değerli birer ders niteliğindedir. Ayrıca, kötü filmler, izleyicinin kendi zevklerini ve beklentilerini sorgulamasına neden olur. Onlar, iyi bir filmin ne olduğu ve neden iyi olduğu konusunda bizi düşünmeye sevk ederler.
Sonuç: Kötü Filmlerin Gizemli Dünyası
Sonuç olarak, sinema eleştirmenlerinin kötü filmlere olan ilgisi, sadece bir mesleki zorunluluk değil, aynı zamanda sinemaya olan derin tutkularının bir yansımasıdır. Onlar, kötü filmleri izleyerek sinema sanatının ne olmadığını öğrenirler, mizah duygularını geliştirirler ve izleyicileri eğlendirirler. Kötü filmler, sinema dünyasının karanlık ve gizemli bir köşesidir. Ancak, bu köşede keşfedilecek çok şey vardır. Bir dahaki sefere kötü bir film izlediğinizde, sadece filmin ne kadar kötü olduğuna odaklanmak yerine, filmin neden kötü olduğuna ve bu filmden neler öğrenebileceğinize odaklanmayı deneyin. Belki de, siz de sinema eleştirmenlerinin dünyasına bir adım daha yaklaşmış olursunuz.
Kaynaklar
- Blandford, Steve. “Film Studies: Key Themes”. Edinburgh University Press, 2009. Kaynağa Git
- Grant, Barry Keith. “Schlock Value: Hollywood at Its Worst”. Wallflower Press, 2010. Kaynağa Git
- Wikipedia. “Cult film”. Kaynağa Git
- IMDB. Kaynağa Git
- USC School of Cinematic Arts. Kaynağa Git
Yorumcu
Moda, guzellik ve ev dekorasyonu dunyasini yakin takibe alan Yorumcu; trend olan urunleri, yaratici DIY projelerini ve ozgun ic mekan tasarim fikirlerini okuyuculariyla paylasan bir icerik ureticisidir. Estetigi tutkuyla kesfeden Yorumcu, gundelik yasami daha renkli ve anlamli kilmak icin pratik fikirler sunar.
Tüm Yazılarını Gör






Yorum yok